Öncelikle blogumun ilk röportajını yayınlayacağım için çok heyecanlıyım. Bir hatam olursa en baştan affola. Beni kırmayan ve sorularımı tüm içtenliğiyle yanıtlayan arkadaşım Zeynep’e çok teşekkür ediyorum.
Sorulara geçmeden önce biraz bizden bahsedelim.Zeynep benim Ümran Baradan Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinden arkadaşım. Yani birbirimizin küçüklüğünü biliriz
Farklı sınıflardaydık ama aynı serviste yıllarca Karşıyaka’dan Kemalpaşa’ya gidip geldik. Okulumuz küçük olduğu için herkes birbirini tanır, paylaşımlarda bulunur ve hemen dedikodular yayılırdı
Tam tanımlayamıyorum ama ergenliğinde getirdikleriyle çok garip bir dönem bence lise yılları.
Sonra yollarımız ayrıldı, farklı üniversitelere gittik. Bu yüzden uzun müddet görüşemedik, hatta hiç görüşmedik. O dönemde ben bir sürü kötü olaylar yaşadığım için bir çok arkadaşımdan da uzak kaldım.
Yıllar sonra üniversite bitmiş, İzmir’e geri dönmüşüm, lisede ki müzik öğretmenlerimizden Bülent Öztürk’ün bir bir etkinliği sayesinde tekrar bir araya geldik ve birlikte çalıştık. O dönemde aksesuar bölümünü kazandığını öğrendim, yaptığı tasarımları gördüm ve bitirme tezinin sunumuna gittim ve tasarımlarına hayran oldum.
İnsanlar araya zaman girince her şeyi eskisi gibi hatırlıyor ve yıllar sonra karşılaştığında arkadaşlarının da kendi gibi büyüdüğünü ve değiştiğini görmek , sanki karşısındakini yeni bir insanmışçasına tekrardan tanımanızı sağlıyor. İlk Zeynep’le röportaj yapma fikride onu tekrardan tanımam ve bitirme tezindeki sunumunda çok etkilenmemdir. Sorularıma yazdığı cevapları okuyunca da dedim ki bu kız gerçekten ayaklarının üzerinde duruyor, ne istediğini, nasıl hareket edeceğini biliyor. Bu yüzden sözümü daha çok uzatmadan Zeynep Nural’ın topukların üzeri’nde ki hayatıyla sizi baş başa bırakıyorum.
Zeynep Nural / www.zeynepnural.com
……………………………………………………………………………………………………………..
bhrylt: Güzel sanatlar lisesi resim bölümü mezunu olarak, aksesuar tasarımcısı olma sürecin nasıl gelişti?
ZEZE: Ortaokulda cok sevdigim bir ogretmenimin tesvik etmesiyle Guzel Sanatlar Lisesine gitmistim, sonrasinda bir seyler karalamak hep hayatimin bir parçasi oldu. Her zaman kiyafetten cok aksesuarlarla ilgilenmeyi sevdigim icin bu bolumde okumak tek istegimdi, ve bolum sadece Izmir Dokuz Eylul Guzel Sanatlar Fakültesin de var. Burada ne yazik ki demek lazim, cunku cogalmasi ve daha genel bir bolume donusmesi, daha cok bilinmesi ve daha fazla kisiye hitap etmesi benim de istegim elbette. Benim de tek tercigim bu bolum oldugu icin, baska bir opsiyonum olmadi haliyle. Istedim, inandim ve basardim.
bhrylt: Isyerinde giymekten en cok zevk aldigin ayakkabilar hangisi?
ZEZE: Isyerim evime oldukca uzak oldugundan ve yolun zor sartlarindan dolayi, sabahlari cikarken topuklu giyemiyorum. Ancak bu beni durduran bir durum degil tabii ki. Isyerinde cikarip giymek uzere cantama ativerdigim oxford tarzi topuklu ayakkabilarim, vazgecilmezim.
bhrylt: Ayakkabi tasariminin zorluklari ve keyifli yanlari neler?
ZEZE: Ayakkabiyi tasarlarken, modelini kafanda canlandirirsin, asagi yukari cikacak seyi bilirsin ve hayal etmeye ona gore devam edersin. Ama bazen, ozellikle de uretim asamasina gecildiginde; kaliba uymamasi, ayaga oturmamasi gibi problemler ortaya cikabiliyor. Bu yuzden aslinda, asil tasarim kalibin uzerinden cikiyor. Cunku ayakkabida en onemli sey ergonomik olmasidir. Tasarim sahane olsa da, giydigin zaman canin aciyorsa o ayakkabinin degeri sifira iner. Ben bu yuzden rahatliga da cok onem veriyorum tasarim surecimde.
bhrylt: Ayakkabi tasarlama surecin nasil gelisti? Kimlerle calistin?
ZEZE: Acikcasi ayakkabi tasarimini okulun ilk yillarinda hic sevmezdim, ilk baslarda ayakkabi kalibini cizmeyi bir turlu cozemedigimden olsa gerek. Ama sonra, kalibi oturtunca ustune giydirdigim ayakkabilar bana cok keyif vermeye basladi. Bir ayakkabi ciziyorsun, sonra onun acik, kapali hali derken ortaya bircok versiyonu cikiyor. Ve bir bakmissin koleksiyon bir anda olusmus bile. Kendiliginden cikan, anlik cizimlerim en sevdigim koleksiyonlarimi olusturmustur her zaman. Bu arada yeri gelmisken; fikir ve destegini benden hicbir zaman eksik etmeyen Canan Hocama ve tasarimlarimin istampa ile uretim sureclerinde bana hep cok yardimci olan Ufuk Kuran’ a tesekkur etmek isterim. Cizimlerimin elle tutulur urunlere donustugunu gormek, her daim, cok buyuk bir mutluluk.
bhrylt: Sence nasil bir cizgiye sahipsin?
ZEZE: Ben asiriligi sevmiyorum. Daha cok; detaylar, stilize formlar ve dokular kullanarak tasarimlarimi olusturuyorum.
bhrylt: Tasarimlarinda ozellikle uzerinde durmaya calistigin ogeler var mi?
ZEZE: Aksesuar tasarimi mezunu oldugum icin yogunlukla taki dersleri de aldim ve zamanla taki tasarimlarimi ayakkabida kullanmaya basladim. Gumus parcalar yerlestirerek detaylar olusturuyorum. Ayakkabi tasarimlarimdaki stilim bu.
bhrylt: Ilham kaynaklarin neler?
ZEZE: Cok fazla arastirma yapiyorum, ozellikle kafama bir konu takilinca, onunla ilgili yuzlerce bazen binlerce gorsel karistiriyorum. Imajlar, fotograflar, kiyafetler, dokular; hepsi ve daha fazlasi calismalarimin gidisatini belirliyor. Cok alakasiz zamanlarda cok farkli konseptler dusunebiliyorum. Bunu; o anda bulundugum yer, bir sarki, bir gorsel ya da bir kisi belirleyebiliyor.
bhrylt: Ayakkabilarla ilgili bir hikayen var mi? Bizimle paylasir misin?
ZEZE: Ayakkabiyla ugrasip da hikayesi olmayan yoktur sanirim. Bakmasi, satin almasi her zaman cezbedici olmustur elbette, herkes icin; ama urettirmesi biraz zor aslinda. Bunu isin icinde olan daha iyi anlar. Iste ben, ilk olmasinin heyecani ve zaman sinirliligi yuzunden, ilk onemli okul projemde Izmir Isikkent Ayakkabicilar Sitesinin tozunu bayagi bir yuttum. Hatta oyle bir yutmusum ki, yaklasik bir hafta yataktan cikamadim hastaliktan. Ama degdi mi diye sorarsaniz, kesinlikle evet. Ilkler gercekten unutulmazmis, onu anladim.
bhrylt: Kendi adina bir marka olmayi ister misin?
ZEZE: Elbette. Ilerki bir zamanda mutlaka. “Zeze” aklinizin bir ucunda olsun.
bhrylt: Topuklarin uzerinde olmak sana neler hissettiriyor?
ZEZE: Topuklarin uzerinde olmak/ayaklarimin uzerinde durmak, bana artik buyumus oldugumu hissettiriyor. Kucukken hep annemin ayakkabilarini calip, suslenip puslenip evin icinde dolasirmisim. Ne olacagim, ne yapacagim aslinda o zamandan belliymis. Simdi o topuklari gercekten giyebiliyor; ustelik onunla da yetinmeyip tasarliyorum da. Sahane! Bu arada, “topuklarin uzerindeki” bu roportaj icin de tesekkurler tabii ki.
ZEZE TASARIMLARI:
Referans: Marie Claire Ekim 2011




































